Email this sample to a friend

DİP

Neden burada olduğumu kendime her soruşumda biraz daha azalıyordum galiba. Savaştan sonra ve çığırından çıkan zamanın ardından birçoğumuz böyle düşünüyorduk. Gecenin ardından gündüzün gelmesini alışmış bir nesil için bizim yıllar süren karanlığımızın nasıl bir anlamı olur bilmiyorum. Belki de siz okuduklarınızı deli saçması diye bir kenara bırakacaksınız. Yazdıklarıma ne derseniz deyin, ben size kıyameti anlatacağım. Hemen heyecanlanmayın, tüm dünyanın ya da evrenin yok olduğu bir kıyamet değil size anlatacağım. Okuyacaklarınız benim kıyametim, sadece beni ve birkaç kişiyi etkiledi. Belki de sırf bu yüzden unutulmalıydı da ama izin veremedim.

Haberlerde görevliyim. Acil haber bulucusuyum. Şehrin sokaklarında gezer merkez acil bir habere ihtiyaç duyduğunda onu bulurum. Bana ruhsuz diyorlar oysa kıyametten sonra ruh kime lazım. Sokaklardaki her taşı tanırım ve her kendini bir bok zanneden yeniyetmenin bana borcu vardır. Minareler şehrinde benden daha iyisini bulamazsınız. Arabaların farlarında iş gören pezevenginden, zeplinlerle gezen orospusuna, ucuz çöl kurusu satanından, kızıl gezegenin nehirlerinden gelme kristal pazarlayanına, yeraltı şehrinde kendi karakolunu korumaya çalışan polis memurundan, minareler etrafında devriye atan lüks uçuculardaki komiserine, çalıntı nanomak satıcısından, son model kişiye özel beden imalatçılarına kadar hepsini tanırım.

Savaş şehre geldiğinde ben daha yeni doğmuştum. Söylediklerine göre babam serpinti alanında kaldığı için ailemin tek çocuğuydum. Babamın kasıklarını yiyip bitiren o garip virüs doğmamış kardeşlerimi de yok etmişti. Daha yedi yaşımda bir savaş yetimiydim. Annem ve babam beni devlet okuluna yazdırıp, sınıra savaşa gitmişlerdi, bir daha haber alamadım.

Previous Page Next Page Page 1 of 33